Nihat GÜÇ

Nihat GÜÇ

[email protected]

PEYGAMBERLEŞMEK-1-

09 Ekim 2021 - 16:53

PEYGAMBERLEŞMEK-1-

“Peygamberleşmek” kavramını iki manada kullanabileceğimi düşünüyorum. Karşı çıkanlar da olabilir buna. 

Bu kavramı ilk olarak ayet ve hadislere göre yaşamaya çalışan, düşüncesini bu istikamette düzenleyen, Kur’an ve Sünnet dışında herhangi bir yol ve ve yordam bilmeyen ve tanımayan, hal ve hareketleriyle Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e yaklaşmaya ve yakınlaşmaya çalışan kişiler için kullandığımı söyleyebilirim. 

Çünkü; “Allah ve Resulü herhangi bir konuda hüküm verdiklerinde artık mümin bir erkek veya kadın için işlerinde tercih hakları yoktur. Allah’ın ve resulünün emrine itaat etmeyenler doğru yoldan açıkça sapmışlardır.” (Ahzap/36) buyrulmaktadır. 

Bu ayete dikkatlice baktığımız vakit karşımıza “Allah ve Resulünün hükümleri” diye bir bölüm çıkmaktadır. 

Malum kesimin iddia ettiği gibi şayet dini hükümler konusunda sadece ayetler vaki olmuş olsaydı o zaman burada Resul kelimesinin geçmesi doğru olmazdı. 

“Allah ve Resulünün herhangi bir konuda verdikleri hüküm”den kasıt ayetlerin dışında var olan bazı hükümlerin olduğunu da bildirmektedir.

Bir hadiste de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yolumuzu ve yordamımızı düzenlemek, düşüncemizi şekillendirmek için: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece şaşırmayacaksınız: 

Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünneti.” (Muvatta, kader, 3) buyurmaktadır. Ya ayet ve hadislerle yolumuzu buluruz ya da zifiri cahiliye karanlığına mahkum oluruz. Müşriklerin Allah’a inanıyor olmaları kurtulmalarına yetmedi. 

Hz. Muhammed (s.a.v.)’in gösterdiği yol cahiliye dönemi için ne kadar gerekli idiyse bugün ondan daha çok gereklidir.

“Peygamberleşmek” kavramının diğer bir manasını da Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in özellikle hadislerini ve serdettiği hükümleri yok sayan veya yaşamda icra edilmesi gereken hükümleri kendisine göre yeniden dizayn eden, düşüncesini ve yaşam biçimini Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yerine koymaya çalışan kişiler için kullandığımı buradan bir kez daha deklare etmek istiyorum. 

Hadisleri yok sayarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i hayattan diskalifiye edenler bilsinler ki diskalifiye ettikleri her hadisin yerine kendi düşüncelerini ikame etmektedirler. 

İşte ikinci manada “Peygamberleşmek” kavramıyla kast ettiğim budur. 

Allah ve Resulü bir konuda hüküm veriyor, bir insan da çıkıyor hüküm serdeden o hadisin yerine kendi düşüncesini veya örf ve adetini veya çevreden edindiklerini ikame ediyor. Olacak şey mi bu?

Bir Müslümanın hayatını ve düşüncesini düzenleyen ve düzenlemesi gereken yegane sistem kuşkusuz İslam’dır. 

Şayet dinimiz İslam’ı okumayarak bellemekten mahrum kalmış isek bize süslü püslü kadehler içinde sunulan her çeşit içeceği İslam’ın ak ve pak pınarından akan tertemiz bir içecek olduğuna inanmaya devam edeceğiz. 
Çünkü Kur’an’ı bilmiyoruz, hadisleri de okumuyoruz. Peygamber (s.a.v.)’i tanımadığımız gibi sahabelerden de bihaberiz.

İslâm mükemmel bir düşünme biçimidir. Bu düşünme biçimi ancak ayet ve hadislerle şekillenir/şekillenmesi gerekir. Şayet insanoğlunda var olan düşünceler ayet ve hadislerden uzak bir şekilde gelişmiş ve şekillenmiş ise değil hadislerin anlaşılması ayetlerin anlaşılması ve kavranması da pek mümkün olamaz. Tıpkı bir kafirin ilahi emirleri anlamadığı gibi.

Unutmayınız ki ayetlerin birinci dereceden muhatabı Mü'minler olduğu gibi hadislerin de birinci dereceden muhatabı Mü'minlerdir. 
Ayet ve hadisler iman eden insanların düşüncelerine ve davranışlarına müdahale eder. Her ayet ve her hadis kafirleri öncelikle imana çağırır. Kafirler de ayetlerin ve hadislerin düşüncelerine müdahale etmesini istemeyecekleri hepimizin malumu. Ancak her ayet ve her hadis teslim olup iman eden Müslümanlara yol ve yordam göstermesi gerektiğini söylemeden geçmem doğru olmazdı. 

İslam; Müslümanların düşüncelerini, yaşamlarını ve A’dan Z’ye tüm davranışlarını düzenlemek için vardır. 

O halde hiçbir ayet, hiçbir hadis, imana yanaşmayan, düşüncesini bu minvalde düzenlemek istemeyen yani ayetlere ve hadislere teslim olmayan bir insanlarla ilgili olmadığı gibi alakalı da değildir. 

Kafirler sadece iman etmekle yani teslim olmakla mükellef iken Mü’minler hem iman etmekle hem de inandıkları ayetleri ve hadisleri içselleştirerek davranışa dönüştürmekle mükelleftirler. 

O halde Mü’minler; ayet ve hadisleri içselleştirerek hem düşünsel olarak hem de davranışsal olarak “Peygamberleşmeye” çalışan kişilerdir.

Nihat Güç

Bu yazı 120 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum