Ömer GÜNER

Ömer GÜNER

[email protected]

Boğaziçi Oyunu Bozuldu

06 Şubat 2021 - 09:05

 Rektör atamasına verilen tepkilerin hızla başka bir denkleme gidebileceği uyarısında bulunmuştum. Tartışma dışarıdan bir öğretim üyesinin rektör atanması konusu olmaktan öteye geçti. ABD ve AB'den gelen "endişe" açıklamaları ve onlara verilen tepkilerle artık çok katmanlı bir "mesele" ile yüz yüzeyiz. İlk katman, üniversitelerin yönetimi konusu. Cumhurbaşkanının diğer üniversitelere olduğu gibi Boğaziçi Üniversitesi'ne de rektör ataması yasal sürece uygun. Buna "gelenek" adına karşı çıkan bazı Boğaziçililer demokratik protesto hakkını kullanarak eylemde bulundular. Geçmişte rektörlerin seçimle gelmesinin akademisyenleri ne kadar aşırı politize ve sekter konuma düşürdüğünü gördük.

Protestolar sırasında Kâbe sembolüne yapılan saygısızlık, buna tepki veren öğrencilerin fişlenmesi, bazı partilerin il örgütlerinin desteği, rektörlük binasına işgale yeltenen protestocular ve terör örgütü iltisaklıların hamleleri... Artık Boğaziçi özelinde radikalleşme ve protestolar genelinde ise provokasyon, polis müdahalesi ve ikinci Gezi ihtimalini konuşuyoruz. Yetmiyor, dış dünyanın Türkiye algısı ve gelen eleştirilerle demokrasi tartışması yaşıyoruz. 

Baştan söyleyeyim, Boğaziçi protestolarından ikinci bir Gezi çıkmayacağı görüşündeyim. Hem iktidar 2013'ten bu yana çok sayıda protesto ve türbülansı yönettiği için hazırlıklı. Hem de muhalefet, öğrencilerin sırtından sokakları hareketlendirmenin getireceği radikalleşmenin kendilerini vuracağının farkında. Dahası, son yıllarda Fransa, Almanya ve ABD başta olmak üzere protestoların dünyada kısa sürede nasıl radikal grupların tarafından çalındığını biliyoruz. Paris'te Sarı Yeleklilere polisin müdahalesi ya da Washington'daki 6 Ocak Kongre baskınının "darbe girişimi, kalkışma ve hatta terör eylemi" olarak görülmesi hâlâ zihinlerde. Yani, protestoların içerden ya da dışardan birtakım eller tarafından radikalleştirilmesi ve sonra uluslararası algı için kullanılması tüm başkentlerin gündeminde. Bu sebeple "devletin gücünü sınamayın" uyarısı elbette Boğaziçi öğrencilerine değil provokasyon peşindekilere gözdağıdır. 12 Eylül ya da 28 Şubat dili değildir. Öğrenciye değil provokatörlere karşı "devlet gücü" gösterilmektedir.

Protestoların hangi noktadan sonra güvenlik sorunu ürettiği dünya demokrasilerinin yeni tartışma konusudur. Boğaziçi protestolarından ikinci Gezi hayali çıkarmak isteyenler sadece üniversitelere ve öğrencilerimize zarar verirler. Eğitimi bitiren bir radikalleşme tehlikesine önce Boğaziçili öğretim üyeleri ve öğrencileri karşı çıkmalı. Türkiye'ye demokrasi dersi vermeye kalkan Batı başkentlerinin ise sadece birkaç aylık geçmişlerine bakmalarının faydalı olacağı kanaatindeyim.

 

Bu yazı 1082 defa okunmuştur.