Sibel KAHRAMAN

Sibel KAHRAMAN

[email protected]

KUR'AN  VE SÜNNET IŞIĞINDA KİŞİSEL GELİŞİM

27 Ekim 2021 - 08:46

Birkaç yıldır kişisel gelişime merak sardım. Kişisel gelişim eğitimini aldım, kamplara katıldım ve bu alanda yazılmış kitaplar okuyorum.

Yaptığım gözlemler neticesinde kişisel gelişim, yaşam koçluğu, psikoloji, kuantum adına ne derseniz deyin bu alanlarda anlatılan her şeyin aslında Yüce Kitabımız Kur’an’da ve Peygamberimiz’in sünnetinde zaten var olduğunu gördüm.
        
Kişisel gelişim kısaca,  insanların karşılaştıkları problemler karşısında nasıl bir yol izlemeleri gerektiği, karşılaştıkları zorluklarla nasıl baş edebilecekleri hususunda onlara yardımcı olmaktır.

Kendilerini tanımaları, başarılı olmaları hayata daha olumlu bakmaları ve hedeflerine ulaşmaları için onları motive etmektir şeklinde tarif edilebilir.
      
Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ederken dostu Hz. Ebu Bekir ile birlikte Sevr Mağarasına gizlenmişlerdi.

Peygamber Efendimizi öldürmek amacıyla evini saran müşrikler evinde olmadığını öğrenince onu aramaya başladılar. İki iz sürücünün rehberliğinde Sevr Mağarasının ağzına kadar geldiler. Onların konuşmalarını duyuyor adeta nefeslerini hissediyorlardı.

Bu durum karşısında Hz. Ebu Bekir endişeye kapılarak “ Ey Allah’ın Resulü! Eğilip baksalar bizi görecekler “ dedi. Allah Resulü ise, o anda büyük bir teslimiyetle “ La tahzen  innallahe meana” yani “Üzülme Allah bizimle beraberdir” diyerek onu teselli etti.

Müşrikler mağaranın ağzına kadar gelmelerine rağmen onları bulamadılar ve geri gittiler. Allah kendisine sığınan habibini ve yol arkadaşını böylece müşriklerden korudu.

Daha sonra Habibinin bu teslimiyetini  diğer kulları da örnek alsınlar diye Tevbe Suresi  40. Ayette şu şekilde anlatıyor : ”Siz Peygambere yardımcı olmasanız da önemli değil. Nitekim inkârcılar onu, iki kişiden biri olarak yurdundan çıkardıklarında Allah ona yardım etmişti: Hani onlar mağaradaydılar; arkadaşına “Tasalanma! Allah bizimle beraberdir” diyordu. Derken Allah ona kendi katından bir güven duygusu indirdi, sizin göremediğiniz askerlerle onu destekledi ve inkârcıların sözünü değersiz hale getirdi. Allah’ın sözü ise en yücedir. Çünkü Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir.”
     
Bu ayet sadece Peygamber Efendimize değil bizlere de hitap ediyor.
Çaresiz kaldığında, insanlar seni terk ettiğinde, hiçbir yardımcı bulamadığında
"Ey kulum sen de bana sığın; hiç kimse seni görmese de ben seni görüyorum, hiç kimse seni duymasa da ben seni duyuyorum, hiç kimse seni anlamasa da ben seni anlıyorum ben seninle beraberim” diyor.
Ama biz Kur’an’a o kadar uzağız ki bize hitap eden böyle bir ayetin varlığından bile haberdar değiliz. Böyle olunca da çaremiz bize bu kadar yakınken biz onu başka yerlerde arıyoruz.
      
Kur’an-ı Kerim sadece bir ibadet kitabı değildir. Hem dünya saadetimiz hem de ahiret saadetimiz için gerekli olan her türlü bilgi onda mevcuttur.

Sahabeden Abdullah b. Mes’ud Kur’an-ı Kerim’i tanımlarken şöyle der:
"Kur’an Allah’ın yeryüzündeki ziyafet sofrasıdır. Burada bir teşbih vardır. Bizim bildiğimiz manada ziyafet sofrası, önce gözü sonra da mideyi besler. Kur’an ise, aklı kalbi ve ruhu besler.

Öyleyse ey Müslüman kardeşim sen de bu ziyafet sofrasında yerini almaya var mısın?
                                                                                              
  Sibel KAHRAMAN

Bu yazı 160 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum